Gelişim Psikolojisi Profesörü Jean Piaget, 1936'da 'Bilişsel Gelişim Kuramı'nı ortaya koyana dek çocuk, ilkel düşünce örüntüsü gösteren küçülmüş bir yetişkin olarak görülüyordu.
Bilişsel Gelişim Kuramı ise bize çocukların gelişim evrelerinin ardışık 4 farklı dönemden oluştuğunu söyler.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusuna girmeden önce bu gelişim dönemleri ve özelliklerine kısaca bakmamız gerekiyor.
0-2 Yaş / Duyusal Motor Dönemi :
Çocuğun dış dünyayı keşfetmeye başladığı dönemdir.
Bu keşifler, taklit ya da deneme yanılma yoluyla gerçekleşir.
2-7 Yaş / İşlem Öncesi Dönem :
Çocuk için konuşmanın bir anlam ifade eden yapıya büründüğü dönemdir.
Çocuğun dil ve kavram gelişimi artar, semboller kullanma becerisi gelişir.
Semboller ve onların temsil ettiği nesneler arasında ilişki kurmaya başlar.
Merak ve soru sorma - bilme tutkusunun en yüksek olduğu dönemdir.
7-11 Yaş / Somut İşlemler Dönemi :
Bu döneme somut işlemler dönemi denmesinin nedeni, çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerinde uygulayabilmesidir.
Çocuk belirli ve somut örnekler içeriyorsa mantıksal akıl yürütebilir.
Gerçek dünyada karşılığı olan ögelerle anlatılan şeyleri kavrayabilir.
İşlemleri tersine çevirebilir.
Deyimler ve mecazları anlamlandırmaya çalışır ancak soyut düşünme becerisi tam oturmadığı için bunları anlamakta güçlük çeker.
Farklı gruplara ayrılmış nesneler arasındaki bağlantıları anlamlandırmaya başlar.
11-18 Yaş / Soyut İşlemler Dönemi :
Çocuk soyut düşünebilme, varsayımlarla düşünme ve düşünceleri hakkında düşünebilme becerilerini bu dönemde kazanır.
Kendine ve dünyaya dair idealler belirler.
Kendini diğerleriyle idealize ederek kıyaslayabilir.
Kendine dair gelecekteki fırsatları düşünmeye başlar.
Karşılaşılan problemlere gerçekçi ve sistematik çözümler getirme çabasındadır.
Piaget'in bugün eğitim bilimlerinde referans kabul edilen bu çalışması bize dünyayı anlamlandırmada dilin, kavramların ve sembollerin çocuğun bilişsel gelişiminde kritik dönemleri olduğunu söylüyor.
Şimdi kısaca bu dönemlerin 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği' açısından ilerleyişini karşılaştıralım.*
2-7 Yaş :
Çocuk için tüm duyduğu söz ve gördüğü semboller artık bir anlam ifade eden, gerçek hayatta karşılığı olduğuna inandığı şeyler.
TCE açısından değerlendirdiğimizde:
+ Topa yanlış vurduğunda "Kız gibi vuruyorsun!" cümlesini duyan çocuk için artık
yapamamak = kız olmak ve kız olmak=yapamamak şeklinde bir kodlamaya dönüşüyor.
+ Cinsiyet yargılarıyla dolu cümleler duyduğunda çocuk bunun doğru olduğuna inanıyor.
- Erkekler ağlamaz!
- Kızlar arabayla oynamaz!
- Erkekler bebekle oynamaz!
- Kızlar ev işinde annelerine yardım eder!
- Erkekler sert olur!
+ En basit semboller dahi artık çocuğun dünyasında önemli yer alıyor. Bunun en sıradan örneğini çocuk kıyafetleri ve oyuncaklarının 'kız ve erkek' reyonları şeklinde ayrıştırılmış şekilde düzenlenmesinde görebiliriz.
- Kız Reyonu :
Pembe-beyaz ve sevimli-yumuşak duygusu veren renkler.
Kıyafetlerde daha çok 'lovely - cute - pretty - shiny' gibi sloganlar ve bu içerikteki semboller.
Oyuncaklar daha çok ev içi beceriye yönelik. Ambalajlarında kız çocuğu görseli olan mutfak setleri, ütü masaları, bebek arabaları...
- Erkek Reyonu :
Mavi-yeşil ve güçlü-neşeli duygusu veren renkler.
Kıyafetlerde daha çok "strong - explore - funny - cool' gibi sloganlar ve bu içerikteki semboller.
Oyuncaklar daha çok sokakta ya da iş hayatında olmakla ilgili. Ambalajlarında oğlan çocuğu görseli olan arabalar, bina modelleri, güçlü kahramanlar ve savaş figürleri...
Piaget'nin çocuğun sembolleri anlamlandırdığını ve nesnelerin temsil gücünü öğrendikleriyle ilişkilendirdiğini söylediği dönemde yetişkinler dünyası çocuğa ne olup olamayacağını ayrıştırılmış rollerle bu şekilde dikte ediyor.
Bu dönem ayrıca 'merak ve soru sorma - bilme tutkusunun en yüksek olduğu dönemdir' demiştik. Çocuk, dünyayı anlamakla ilgili sorularına cevaplar ararken de yine bu şekilde toplumsal cinsiyet rollerine dayalı yargı duvarlarına tosluyor.
7-11 Yaş :
Çocuk bu yaşta mantıksal bir akıl yürütme döneminde. Gerçek dünyada karşılığı olan ögeleri kavrayabilir ve işlemleri tersine çevirebilir. Peki bu ne demek?
Çocuk artık matematik dersinde 1'le 4'ü topladığında 5 ettiğini ve 5'ten 4 çıkardığında 1 kalacağını matematiksel olarak anlamlandırabilecek bir zihinsel gelişim evresinde.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çerçevesinden baktığımızda ise bu evrenin pek çok farklı açıdan önemi var.
- Rol Modeller:
Başarıları taçlandırılan tarihi kişiler, toplum liderleri, siyasetçiler ve bilim insanlarının ağırlıklı olarak erkek figürlerden oluşması bu dönemde çocuk üzerinde ilkel bir mantık ilişkisi uyandırıyor: Toplumun başarılı kabul ettiği pek çok çalışmada en çok erkeklerin rolü var.
Yine bu dönemde çocuk, mesleklerin cinsiyeti varmışcasına -yetişkin dünyasına ait- bir yargının etkisi altına giriyor. Futbolcu ya da başbakan deyince çocuğun aklına erkek, hemşire ya da güzellik uzmanı deyince ise kadın figürler geliyor.
Çünkü dünyayı henüz 'kendi bildiği karşılığı olan' üzerinden anlamlandırma eğiliminde.
- Dildeki karşılıklar:
Çocuğun bu dönemde deyimleri ve mecazları anlamlandırmaya çalıştığını ancak soyut düşünme evresine geçmediği için güçlük çektiğini söylemiştik. Dilimizdeki pek çok örnek yani atasözleri, deyimler ve mecazlar çocuğun eşitlik algısını zedeler nitelikte:
- Kız gibi yapmak / Erkek gibi yapmak
- Kadın dediğin... / Erkek dediğin...
- Erkek sözü
- Erkek adam
- Saçı uzun aklı kısa
- Kızını dövmeyen dizini döver
- Yuvayı dişi kuş yapar
Çocuk; medyadan, gündelik hayat sohbetlerinden, okuduğu bir kitaptan ya da öğretmeni veya ailesi gibi örnek aldığı yetişkinlerden duyduğu bu sözleri gerçek anlamda sorgulamasını sağlayacak zihinsel gelişim becerisine henüz sahip değil. Bilgiyi zihninde şematize ederken mecaz ve deyimleri kimi zaman olduğu gibi alacağı ve dahası eşitlik karşıtı bu sözleri olduğu şekliyle içselleştirebileceği kritik bir dönemde.
-Nesneleri anlamlandırırken oluşan kavram karmaşaları:
7-11 yaş arası somut işlemler dönemi, çocuğun kavramları zihninde şematize ederken kendi bilgisinden hareketle mantıksal çıkarımlar yapmaya çalıştığı bir dönemdir. Bu süreçte çocuk bazen bir bilginin ya da kavramın anlamını terimsel olarak değil o kavramın zıttı üzerinden öğrenir.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği penceresinden baktığımızda ise çocuk, kendi mantıksal çıkarımından hareketle 'kız-oğlan' ve 'kadın-erkek' kavramlarını birbirinin zıttı olarak görme eğilimindedir. Çocuğun geçirdiği bu süreç, tam da bu kritik dönemde bilgi ve farklı bilişsel deneyimlerle desteklenmediğinde çocuğun toplumsal cinsiyeT eşitliği kavramını yaşamının ilerleyen yıllarında içselleştirmesini zorlaştıracaktır.
11-18 Yaş :
Soyut düşünebilme becerilerinin geliştiği bu dönemde çocuğun benlik algısının yükseldiğini, kendini inşa etme hevesi ve geleceğe yönelik hayallerinin de arttığını görürüz.
Önceki dönemlerde daha çok, yakın çevresindekileri taklit etme eğilimindeki çocuk artık rol modellerini kendisinin ilgilendiği alanlarda başarılı olmuş tanınmış kişilerden ve çoğunlukla, hemcinsi olan kimselerden seçmeye başlar. Piaget'nin "Kendine ve dünyaya dair idealler belirler." şeklinde tarif ettiği bu evrede çocuk, ideallerini de bu kişiler üzerinden şekillendirir.
Tüm bu 'kendini inşa' süresince, çocukluğundan gelen bilgi ve deneyimiyle sahip olduğu - olabileceğini düşündüğü fırsatlar üzerinden çıkarımlar yaparak problemlerine gerçekçi ve sistematik çözümler getirme çabasındadır.
Daha net anlatmak gerekirse; çocuk artık geleceğini şekillendirmek için hevesli ve bunu yapabileceğine inanacak kadar da öz güvenlidir. Mesleki tercihler evresine geldiğinde kendisine rol modeller seçer ve bu rol modellerle kendisini karşılaştırır.
Örneğin; çocuğun örnek aldığı kişi bir futbolcuysa yeteneklerini ve olası fırsatlarını o futbolcununkilerle kıyaslar. Bu kişinin beceri ve yeteneklerinin kendinde de olduğunu düşünüyorsa, onun karşısına çıkan fırsatlara kendisinin de sahip olabileceğine inanıyorsa bu ideal üzerine gitmeye devam eder, değilse başka bir rol modeline yönelir ya da bir bocalama evresine geçer.
Peki soyut işlem dönemini 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği' üzerinden incelediğimizde?
Ergenliğe girilen bu dönemde, çocukluk yıllarında eşitlik ve öz benlik bilinci gelişememiş çocuklar kendilerine dair ideallerini inşa etmede zorlanırlar.
Hayalindeki mesleğin gerekliliklerine akademik veya fiziksel anlamda sahip olmasına rağmen cinsiyetinin bu işi yapmaya müsait olmadığını düşünen ya da bu konuda hemcinsi başarılı bir rol model göremeyen çocuk ideallerini sorgulamaya ve bir anlamda kendinden de vazgeçmeye başlar. Bazen çocuk tüm bu olumsuz tabloya rağmen istekli bir duruş sergiler ancak toplumun beklentileri artık kendini 'değerli bir genç insan' olarak görme hevesindeki çocuğun motivasyonunu düşürüp onu ideallerinden vazgeçmeye zorlar.
Futbol örneği üzerinden gidersek, çocukluğundan beri futbolcu hayali olma hayali kuran ve bu konuda gerçek anlamda beceriye sahip pek çok kız çocuğu toplumun yargıları ve ekonomik kaygılar sebebiyle eril bir alan sayılan ve para kazanmanın ancak erkek futbolculara hak görüldüğü günümüzde çocukluk hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmaktadır.
Piaget'nin bu gelişim döneminde 'kendini diğerleriyle idealize ederek kıyaslayabilir' cümlesinin toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında düşünülmesi gereken bir diğer noktası da özellikle kız çocuklarında görülen olumsuz beden algısı imgesi.
Özellikle sosyal medyanın sunduğu; standart beden ölçüleri dayatması, gerçekle bağdaşmayan ve tüketime dayalı hayatlar, bu hayatların gençlere örnek gösterilen kahramanları...
Günümüz çocukları tarihte hiç olmadığı kadar yoğun manipülasyon ve algı oyunlarının etkisi altındalar. Kazananın hiçbir zaman çocuklar olmadığı bu oyunda
sistemin ağırlığı altında ezilmemeleri,
kendisi gibi olmayanı,
güçsüzü ya da güçsüz gördüğünü ezmemesi için
çocukları işlem öncesi dönemden itibaren sistematik olarak bilinçlendirmemiz gerekiyor.
Çünkü çocukluk çağından itibaren; her türlü toplumsal eşitlik ve adaleti savunan, bu konuda bilinçli ve çok katmanlı çalışmalar yapabilecek yetkinlikte eğitmenlerle çalışan çocuklar ilerleyen yıllarda 'idealize' edeceği kavramları genel geçer yargılarla değil kendi öz benliği üzerinden' konumlandırmayı öğreniyor.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi Nedir?
Erken çocukluktan itibaren desteklenmesi
ve talep edilmesi gereken,
hak ve yükümlülüklerde eşitliği öğreten,
çocuğun kendini gerçekleştirme,
dünyayı anlamlandırma sürecinde başlayan
ve ona hayat boyu eşlik edecek kazanımlara sahip bir eğitim programı.
Bugün eğitimin bilimsel tanımı olarak kabul edilen
"Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı ve istendik davranış değişikliği meydana getirme süreci" ifadesinde olduğu gibi çocuklarla gerçek anlamda çalışmayı ve onlara kendi yaş dönemlerine uygun etkinlik ve içeriklerle ulaşmayı gerektiriyor.
Çocuklarınız ve öğrencileriniz için eğitim kurumlarından, yerel yönetim birimlerinden, eğitsel çalışmalar yapan vakıf ve derneklerden Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimini talep ederek konu ile ilgili yetkin eğitmenlere ulaşabilir, bugünün çocuklarının dünün verimsiz ve zararlı kalıp yargıları ile yetişmesini engelleyebilirsiniz.
Dünyayı daha iyi bir haline getirmek için birbirimize ve daha da iyi iş çıkarmaları için çocuklara ihtiyacımız var.
Sevda Yücel Bali
⚤ Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitmeni
✎ Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sınıf Öğretmenliği
✉ Notlar:
* 0-2 Yaş/ Duyusal Motor Dönem, bebeklik çağı sayıldığı için konu dışı bırakılmıştır.
✉ Okuma Kaynakları ve İlgili Yazılar :
✎ Jean Piaget, Life and Theory of Cognitive Development / Verywell Mind
✎ Futbolda Gelir Eşitsizliğine Karşı Kampanya / Eşitlik, Addalet ve Kadın Platformu
✎ Toplumsal Cinsiyet ve Kavramlar / Şiddietsizlik Eğitim ve Araştırma Derneği
✎Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Neden Önemlidir? / Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi
©ArkadaşımÇocuk sitesindeki tüm özgün içerikler telif hakkı ile korunmaktadır
Bilişsel Gelişim Kuramı ise bize çocukların gelişim evrelerinin ardışık 4 farklı dönemden oluştuğunu söyler.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusuna girmeden önce bu gelişim dönemleri ve özelliklerine kısaca bakmamız gerekiyor.
0-2 Yaş / Duyusal Motor Dönemi :
Çocuğun dış dünyayı keşfetmeye başladığı dönemdir.
Bu keşifler, taklit ya da deneme yanılma yoluyla gerçekleşir.
2-7 Yaş / İşlem Öncesi Dönem :
Çocuk için konuşmanın bir anlam ifade eden yapıya büründüğü dönemdir.
Çocuğun dil ve kavram gelişimi artar, semboller kullanma becerisi gelişir.
Semboller ve onların temsil ettiği nesneler arasında ilişki kurmaya başlar.
Merak ve soru sorma - bilme tutkusunun en yüksek olduğu dönemdir.
7-11 Yaş / Somut İşlemler Dönemi :
Bu döneme somut işlemler dönemi denmesinin nedeni, çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerinde uygulayabilmesidir.
Çocuk belirli ve somut örnekler içeriyorsa mantıksal akıl yürütebilir.
Gerçek dünyada karşılığı olan ögelerle anlatılan şeyleri kavrayabilir.
İşlemleri tersine çevirebilir.
Deyimler ve mecazları anlamlandırmaya çalışır ancak soyut düşünme becerisi tam oturmadığı için bunları anlamakta güçlük çeker.
Farklı gruplara ayrılmış nesneler arasındaki bağlantıları anlamlandırmaya başlar.
11-18 Yaş / Soyut İşlemler Dönemi :
Çocuk soyut düşünebilme, varsayımlarla düşünme ve düşünceleri hakkında düşünebilme becerilerini bu dönemde kazanır.
Kendine ve dünyaya dair idealler belirler.
Kendini diğerleriyle idealize ederek kıyaslayabilir.
Kendine dair gelecekteki fırsatları düşünmeye başlar.
Karşılaşılan problemlere gerçekçi ve sistematik çözümler getirme çabasındadır.
Piaget'in bugün eğitim bilimlerinde referans kabul edilen bu çalışması bize dünyayı anlamlandırmada dilin, kavramların ve sembollerin çocuğun bilişsel gelişiminde kritik dönemleri olduğunu söylüyor.
Şimdi kısaca bu dönemlerin 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği' açısından ilerleyişini karşılaştıralım.*
2-7 Yaş :
Çocuk için tüm duyduğu söz ve gördüğü semboller artık bir anlam ifade eden, gerçek hayatta karşılığı olduğuna inandığı şeyler.
TCE açısından değerlendirdiğimizde:
+ Topa yanlış vurduğunda "Kız gibi vuruyorsun!" cümlesini duyan çocuk için artık
yapamamak = kız olmak ve kız olmak=yapamamak şeklinde bir kodlamaya dönüşüyor.
+ Cinsiyet yargılarıyla dolu cümleler duyduğunda çocuk bunun doğru olduğuna inanıyor.
- Erkekler ağlamaz!
- Kızlar arabayla oynamaz!
- Erkekler bebekle oynamaz!
- Kızlar ev işinde annelerine yardım eder!
- Erkekler sert olur!
+ En basit semboller dahi artık çocuğun dünyasında önemli yer alıyor. Bunun en sıradan örneğini çocuk kıyafetleri ve oyuncaklarının 'kız ve erkek' reyonları şeklinde ayrıştırılmış şekilde düzenlenmesinde görebiliriz.
Pembe-beyaz ve sevimli-yumuşak duygusu veren renkler.
Kıyafetlerde daha çok 'lovely - cute - pretty - shiny' gibi sloganlar ve bu içerikteki semboller.
Oyuncaklar daha çok ev içi beceriye yönelik. Ambalajlarında kız çocuğu görseli olan mutfak setleri, ütü masaları, bebek arabaları...
- Erkek Reyonu :
Mavi-yeşil ve güçlü-neşeli duygusu veren renkler.
Kıyafetlerde daha çok "strong - explore - funny - cool' gibi sloganlar ve bu içerikteki semboller.
Oyuncaklar daha çok sokakta ya da iş hayatında olmakla ilgili. Ambalajlarında oğlan çocuğu görseli olan arabalar, bina modelleri, güçlü kahramanlar ve savaş figürleri...
Piaget'nin çocuğun sembolleri anlamlandırdığını ve nesnelerin temsil gücünü öğrendikleriyle ilişkilendirdiğini söylediği dönemde yetişkinler dünyası çocuğa ne olup olamayacağını ayrıştırılmış rollerle bu şekilde dikte ediyor.
Bu dönem ayrıca 'merak ve soru sorma - bilme tutkusunun en yüksek olduğu dönemdir' demiştik. Çocuk, dünyayı anlamakla ilgili sorularına cevaplar ararken de yine bu şekilde toplumsal cinsiyet rollerine dayalı yargı duvarlarına tosluyor.
7-11 Yaş :
Çocuk bu yaşta mantıksal bir akıl yürütme döneminde. Gerçek dünyada karşılığı olan ögeleri kavrayabilir ve işlemleri tersine çevirebilir. Peki bu ne demek?
Çocuk artık matematik dersinde 1'le 4'ü topladığında 5 ettiğini ve 5'ten 4 çıkardığında 1 kalacağını matematiksel olarak anlamlandırabilecek bir zihinsel gelişim evresinde.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çerçevesinden baktığımızda ise bu evrenin pek çok farklı açıdan önemi var.
- Rol Modeller:
Başarıları taçlandırılan tarihi kişiler, toplum liderleri, siyasetçiler ve bilim insanlarının ağırlıklı olarak erkek figürlerden oluşması bu dönemde çocuk üzerinde ilkel bir mantık ilişkisi uyandırıyor: Toplumun başarılı kabul ettiği pek çok çalışmada en çok erkeklerin rolü var.
Yine bu dönemde çocuk, mesleklerin cinsiyeti varmışcasına -yetişkin dünyasına ait- bir yargının etkisi altına giriyor. Futbolcu ya da başbakan deyince çocuğun aklına erkek, hemşire ya da güzellik uzmanı deyince ise kadın figürler geliyor.
Çünkü dünyayı henüz 'kendi bildiği karşılığı olan' üzerinden anlamlandırma eğiliminde.
- Dildeki karşılıklar:
Çocuğun bu dönemde deyimleri ve mecazları anlamlandırmaya çalıştığını ancak soyut düşünme evresine geçmediği için güçlük çektiğini söylemiştik. Dilimizdeki pek çok örnek yani atasözleri, deyimler ve mecazlar çocuğun eşitlik algısını zedeler nitelikte:
- Kız gibi yapmak / Erkek gibi yapmak
- Kadın dediğin... / Erkek dediğin...
- Erkek sözü
- Erkek adam
- Saçı uzun aklı kısa
- Kızını dövmeyen dizini döver
- Yuvayı dişi kuş yapar
Çocuk; medyadan, gündelik hayat sohbetlerinden, okuduğu bir kitaptan ya da öğretmeni veya ailesi gibi örnek aldığı yetişkinlerden duyduğu bu sözleri gerçek anlamda sorgulamasını sağlayacak zihinsel gelişim becerisine henüz sahip değil. Bilgiyi zihninde şematize ederken mecaz ve deyimleri kimi zaman olduğu gibi alacağı ve dahası eşitlik karşıtı bu sözleri olduğu şekliyle içselleştirebileceği kritik bir dönemde.
-Nesneleri anlamlandırırken oluşan kavram karmaşaları:
7-11 yaş arası somut işlemler dönemi, çocuğun kavramları zihninde şematize ederken kendi bilgisinden hareketle mantıksal çıkarımlar yapmaya çalıştığı bir dönemdir. Bu süreçte çocuk bazen bir bilginin ya da kavramın anlamını terimsel olarak değil o kavramın zıttı üzerinden öğrenir.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği penceresinden baktığımızda ise çocuk, kendi mantıksal çıkarımından hareketle 'kız-oğlan' ve 'kadın-erkek' kavramlarını birbirinin zıttı olarak görme eğilimindedir. Çocuğun geçirdiği bu süreç, tam da bu kritik dönemde bilgi ve farklı bilişsel deneyimlerle desteklenmediğinde çocuğun toplumsal cinsiyeT eşitliği kavramını yaşamının ilerleyen yıllarında içselleştirmesini zorlaştıracaktır.
11-18 Yaş :
Soyut düşünebilme becerilerinin geliştiği bu dönemde çocuğun benlik algısının yükseldiğini, kendini inşa etme hevesi ve geleceğe yönelik hayallerinin de arttığını görürüz.
Önceki dönemlerde daha çok, yakın çevresindekileri taklit etme eğilimindeki çocuk artık rol modellerini kendisinin ilgilendiği alanlarda başarılı olmuş tanınmış kişilerden ve çoğunlukla, hemcinsi olan kimselerden seçmeye başlar. Piaget'nin "Kendine ve dünyaya dair idealler belirler." şeklinde tarif ettiği bu evrede çocuk, ideallerini de bu kişiler üzerinden şekillendirir.
Tüm bu 'kendini inşa' süresince, çocukluğundan gelen bilgi ve deneyimiyle sahip olduğu - olabileceğini düşündüğü fırsatlar üzerinden çıkarımlar yaparak problemlerine gerçekçi ve sistematik çözümler getirme çabasındadır.
Daha net anlatmak gerekirse; çocuk artık geleceğini şekillendirmek için hevesli ve bunu yapabileceğine inanacak kadar da öz güvenlidir. Mesleki tercihler evresine geldiğinde kendisine rol modeller seçer ve bu rol modellerle kendisini karşılaştırır.
Örneğin; çocuğun örnek aldığı kişi bir futbolcuysa yeteneklerini ve olası fırsatlarını o futbolcununkilerle kıyaslar. Bu kişinin beceri ve yeteneklerinin kendinde de olduğunu düşünüyorsa, onun karşısına çıkan fırsatlara kendisinin de sahip olabileceğine inanıyorsa bu ideal üzerine gitmeye devam eder, değilse başka bir rol modeline yönelir ya da bir bocalama evresine geçer.
Peki soyut işlem dönemini 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği' üzerinden incelediğimizde?
Ergenliğe girilen bu dönemde, çocukluk yıllarında eşitlik ve öz benlik bilinci gelişememiş çocuklar kendilerine dair ideallerini inşa etmede zorlanırlar.
Hayalindeki mesleğin gerekliliklerine akademik veya fiziksel anlamda sahip olmasına rağmen cinsiyetinin bu işi yapmaya müsait olmadığını düşünen ya da bu konuda hemcinsi başarılı bir rol model göremeyen çocuk ideallerini sorgulamaya ve bir anlamda kendinden de vazgeçmeye başlar. Bazen çocuk tüm bu olumsuz tabloya rağmen istekli bir duruş sergiler ancak toplumun beklentileri artık kendini 'değerli bir genç insan' olarak görme hevesindeki çocuğun motivasyonunu düşürüp onu ideallerinden vazgeçmeye zorlar.
Futbol örneği üzerinden gidersek, çocukluğundan beri futbolcu hayali olma hayali kuran ve bu konuda gerçek anlamda beceriye sahip pek çok kız çocuğu toplumun yargıları ve ekonomik kaygılar sebebiyle eril bir alan sayılan ve para kazanmanın ancak erkek futbolculara hak görüldüğü günümüzde çocukluk hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmaktadır.
Piaget'nin bu gelişim döneminde 'kendini diğerleriyle idealize ederek kıyaslayabilir' cümlesinin toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında düşünülmesi gereken bir diğer noktası da özellikle kız çocuklarında görülen olumsuz beden algısı imgesi.
Özellikle sosyal medyanın sunduğu; standart beden ölçüleri dayatması, gerçekle bağdaşmayan ve tüketime dayalı hayatlar, bu hayatların gençlere örnek gösterilen kahramanları...
Günümüz çocukları tarihte hiç olmadığı kadar yoğun manipülasyon ve algı oyunlarının etkisi altındalar. Kazananın hiçbir zaman çocuklar olmadığı bu oyunda
sistemin ağırlığı altında ezilmemeleri,
kendisi gibi olmayanı,
güçsüzü ya da güçsüz gördüğünü ezmemesi için
çocukları işlem öncesi dönemden itibaren sistematik olarak bilinçlendirmemiz gerekiyor.
Çünkü çocukluk çağından itibaren; her türlü toplumsal eşitlik ve adaleti savunan, bu konuda bilinçli ve çok katmanlı çalışmalar yapabilecek yetkinlikte eğitmenlerle çalışan çocuklar ilerleyen yıllarda 'idealize' edeceği kavramları genel geçer yargılarla değil kendi öz benliği üzerinden' konumlandırmayı öğreniyor.
Erken çocukluktan itibaren desteklenmesi
ve talep edilmesi gereken,
hak ve yükümlülüklerde eşitliği öğreten,
çocuğun kendini gerçekleştirme,
dünyayı anlamlandırma sürecinde başlayan
ve ona hayat boyu eşlik edecek kazanımlara sahip bir eğitim programı.
Bugün eğitimin bilimsel tanımı olarak kabul edilen
"Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı ve istendik davranış değişikliği meydana getirme süreci" ifadesinde olduğu gibi çocuklarla gerçek anlamda çalışmayı ve onlara kendi yaş dönemlerine uygun etkinlik ve içeriklerle ulaşmayı gerektiriyor.
Çocuklarınız ve öğrencileriniz için eğitim kurumlarından, yerel yönetim birimlerinden, eğitsel çalışmalar yapan vakıf ve derneklerden Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimini talep ederek konu ile ilgili yetkin eğitmenlere ulaşabilir, bugünün çocuklarının dünün verimsiz ve zararlı kalıp yargıları ile yetişmesini engelleyebilirsiniz.
Dünyayı daha iyi bir haline getirmek için birbirimize ve daha da iyi iş çıkarmaları için çocuklara ihtiyacımız var.
Sevda Yücel Bali
⚤ Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitmeni
✎ Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sınıf Öğretmenliği
✉ Notlar:
* 0-2 Yaş/ Duyusal Motor Dönem, bebeklik çağı sayıldığı için konu dışı bırakılmıştır.
✉ Okuma Kaynakları ve İlgili Yazılar :
✎ Jean Piaget, Life and Theory of Cognitive Development / Verywell Mind
✎ Futbolda Gelir Eşitsizliğine Karşı Kampanya / Eşitlik, Addalet ve Kadın Platformu
✎ Toplumsal Cinsiyet ve Kavramlar / Şiddietsizlik Eğitim ve Araştırma Derneği
✎Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Neden Önemlidir? / Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi
©ArkadaşımÇocuk sitesindeki tüm özgün içerikler telif hakkı ile korunmaktadır






